1996 Martın 2’sinde Aşık Mustafa, abdest almaya kalkar.
Karşısında elma ağacında bir kuş bana bakar. Garip, garip ötmeye başlar.
Aşık Mustafa abdestini alır, namazını kılar.
Hemen defteri kalemi eline alır. Kuş ile atışmaya başlar.
Bir kuş söyler bir aşık Mustafa söyler:


ALDI AŞIK
Kuş, mevlâya sığındın mı
Kanadına güvendin mi
Bahar geldi sevindin mi
Ötme garip bülbül kuşum

ALDI KUŞ
Eremedim muradıma
Muzur olmam inadına
Sıcak vurdu kanadıma
Onun için döndü dilim

ALDI AŞIK
Tane buldun yedin doydun
Beni meraklara koydun
Bahar geldi nerden duydun
Ötme garip bülbül kuşum

ALDI KUŞ
Ben yere düştüm bayıldım
Bir dala çıktım sarıldım
Arkadaşımdan ayrıldım
Onun için döndü dilim

ALDI AŞIK
Saçaklardan kalkıyorsun
Garip garip bakıyorsun
Ey kuş beni yakıyorsun
Ötme garip bülbül kuşum

ALDI KUŞ
Toprağa giren çürüyor
Her bir mahlukât yürüyor
Sıcaklık rayiha veriyor
Onun için döndü dilim

ALDI AŞIK
Tüketemedim o anı
Kuracakmısın yuvanı
Buldun meraklı havanı
Ötme garip bülbül kuşum

ALDI KUŞ
Bana bir tuzak kurdular
Arkadaşımı tuttular
Hem taş ile öldürdüler
Onun için döndü dilim

ALDI AŞIK
Kimisi tuzağa düşer
Kiminin yüreği şişer
Kurulacak ehşer mahşer
Merak etme bülbül kuşum

ALDI KUŞ
Sabah kalktım gidiyorum
Bende yanıp tütüyorum
Garip garip ötüyorum
Onun için döndü dilim

ALDI AŞIK
Diyari gurbete kaldım
Dünya üstünde bunaldım
Mart’ın ikisinde yazdım
Tarih tuttum bülbül kuşum